Zaman'sız Cümle'ler..

  • Konbuyu başlatan Muzik
  • Başlangıç tarihi
M

Muzik



Gözlerini Cemal Süreya yazsın…

Saçlarını Rıfat Ilgaz…
Endamını Hasan Hüseyin yazsın…
Masumiyetini Sunay Akın…
Dudakların Edip Cansever’den…
… Hasretin Nazım Hikmet’ten…
Sevdan Ahmed Arif’ten;
Okuyanın ben olayım
Yaşayanın da ben…
 
M

Muzik




“Ey eflatun aşk
Bana eflatun yağmurlar
Yağdırabilir misin
Getirebilir misin geçen günleri geri
Tutup yıldızları yanıma oturtabilir misin
Sana neyi anlatayım
Her sarnıç küflü bir yağmuru
Her sevda bir ayrılığı yaşar.”




Behçet Aysan..
 
M

Muzik





Boş versene biz aşık olmayalım birbirimize..
Konserlere gidelim, maça gidip küfür edelim, uçurtma uçuralım, kumsalda uzanıp deli gibi içelim..
Gecede yıldızlara bakabiliriz..
Bisikletle gezerken yagmur yagsın, sırıl sıklam olalım..
Bisikletin zinciri atsın, sen yine ellerini kirlet yaparken ben sileyim..
Bana kek yap..
Balık tutalım, sonra tekrar denize atalım.
Boş ver aşık olmayalım biz..
Aşk korkutucu, aşk yorucu, aşk zarar verir..
Beraber eğlenelim en iyisi, ama hep ve tek benimle uyu..
 
M

Muzik





Sen beni öpersen belki de ben Fransız olurum
Şehre inerim bir sinema yağmura çalar
Otomobil icad olunur, Zarifoğlu ölür
Dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-Senegalliler dahil değil

Sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
Çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
O vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
Hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

-Yoksa seni rahatsız mı ettim?

Sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
Ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
Elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
Elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-Freud diye bir şey yoktur.

Sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
Belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
Bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
Yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-Haydi iç de çay koyayım.
 
M

Muzik





Sevmek biraz ölümdür… hele yaşlandıkça
ne çok seyrederiz, mûnis
ve kimsesiz odalarda kendimizi.
Ah! Ben sizi taşrada, çok önceleri
bir romanda tanımıştım, biraz Halit Ziya
öldürmüştü sizi, biraz Reşat Nuri
Oysa ben Milas’ı hiç görmedim ama hiç
dilsiz bir yurt odasında düşledim
Beylerbeyi’nde ağladığımız evi.
Örselenmiş ve çabuk büyümüştünüz, birdenbire
hani o müzmin ‘ateş gecesi’
yahut gecikmiş bir zemheri.
Mendil işler, nasıl da kötü öksürürdü eltiniz
kirli gülüşler, esnaf ve zabit gözler
içre geçti yıllar: Mutsuz… veremli
Sevmek en çok ölümdür… ve narin bir melek
gelir gibi düşer göğsümüzden
ömrün en güzel kelebeği​..
 

Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar (Toplam:2)