chat

Chat aşkları aldatma sayılmaz mı?

★EUPHRAT★

https://sohbetforumlari.net/
Yönetici
Sohbetforum
SHBT Üye
Katılım
4 Ocak 2017
Mesajlar
1,024
Tepkime puanı
2,620
Puanları
113
Web sitesi
sohbetforumlari.net
Cinsiyet
Erkek
İlişki Durumu
Var
Takım
Galatasaray

İtibar Puanı:

Davranış bilimi uzmanları danışanlarının önemli bir kısmının anksiyetesinin sosyal medya aracılığı ile tetiklendiğini belirtiyor.

Hem zamanımızın hem de hayatımızın büyükçe kısmını kaplar hale gelen sosyal medya bir intikam platformu olma yolunda da sağlam adımlarla ilerliyor. Eskiden uyarı, şikayet, öneri gibi paylaşımlara denk gelirken artık teşhir, ifşa gibi şeylerle karşılaşır olduk. Zamanla sanki evrildi olaylar, işin çivisi çıktı. Kafamız kızdı mı yapabileceklerimizin sınırı kalmadı. Müşterisine kızan mekan sahibinin sövmesini de görür olduk, borcunu ödemeyen arkadaşını şikayet eden de... Uğradığımız taciz, mobbing, ihanet için de sosyal ağlar üzerinden ifşayı bir anti depresan olarak kullanır hale geldik. Kısaca cebimizde bir bıçak dükkanıyla dolaşıyoruz, kafamızın attığına dalıp dalmamamız bir tık meselesi.

SINIRIN SINIRSIZLIĞA SINIRI

Sosyal medyanın en tehlikeli yönlerinden biri özgürlüğün sınırını sınırsızlığa çevirmedeki illüzyonu. Her türlü davranışı mübah bir kılıfa sokmaktaki becerisi takdire şayan. Haliyle şuurunu kaybedeceklere müthiş bir manevra alanı sunuyor. Sosyolog Slavoj Žižek, felakete yol açmak da dâhil olmak üzere, sınırsız bir güç ve özgürlüğe sahip olma düşüncesinin, internetteki kurgusallığı besleyen başlıca motivasyonlardan biri olduğunu ifade eder. Hatta Žižek bu söyleminin doğruluğunu 16 yaşındayken yanlış telefon numarasını arayan birine, aradığı kişinin kalp krizi geçirip öldüğünü söylediğinde fark ettiğini belirtir. Dolayısıyla nefretin anında yansıtılabildiği bir platform olarak sosyal medyada intikam, artık sıcak da yenen bir yemek belki de…

“BEN DE BURADAYIM”

Bireylerin sosyal ağlara yönelmesindeki motivasyonu en çok artıran şeyler beğenilmek, takdir görmek, alkışlanmak, dikkate alınmak ya da “takip edilmek/izlenmek”. Aslında bu durum çoğu zaman insanın bilinçaltıyla, burada gizlenmiş çocuğun dikkat çekme ihtiyacıyla ilgili. Ne yapıyorsak bize o yaptırıyor, çocukça olması da tesadüf değil bu yüzden. Kimilerinin içinde daha uslu bir çocuk var; kimliğinin ifşasını okuduğu kitaplar, izlediği filmler, gittiği ülkeler, mekanlar gibi bir dünya görüşü üzerinden yapıyor. Kendi kurgu dünyasında olmayı arzu ettiği kişiye giden en kestirme yol bu. Bazılarında ise daha yaramaz bir çocuk barınıyor. Herkesin beğendiğini beğenmeme, karşı çıkma, eleştirme, küçümseme hatta yerden yere vurma gibi negatif yaklaşımlarla tüm dikkatleri üzerine toplamaya çalışıyor. Hepsinin temelindeki mutlak beklenti ben de buradayım olgusu. Kimisi gülerek, kimisi söverek bu amaca ulaşıyor.

STALKLASAK DA MI SAKLASAK


Sosyal medyadaki varlığımızı görünür kılmaya bu kadar iştahlıyken karşı yakadaki tezahürüne de bakmakta fayda var. Bu durum bir tür sosyal röntgencilik sayılan stalk kavramını doğurdu. Dedikodunun bir tür tekilleşmiş, vücut bulmuş, hatta kariyer yapmış hali stalk. Araştırmalara göre toplumun yüzde 60'ı sosyal medya hesaplarına başkalarının ne yaptığını görebilmek için giriyor. Arkadaşımızı, sevgilimizi, eşimizi, dostumuzu, tanımadığımız birini hatta bazen kendimizi bile stlalk’lamadan neredeyse yaşayamaz duruma geldik. O da yetmezmiş gibi iş başvuruları, kredi alımları gibi bazı kurumsal girişimlerde bile dikkate alınabiliyor. Fotoğraflar, paylaşımlar, yorumlar hepsi kişilere yönelik yargılarımızın yapı taşını oluşturuyor. Sadece tanıdığımız değil, tanımadığımız insanlarla bile ilgili gereğinden fazla bilgiye sahibiz. Haliyle bu da stalk yapan ve stalkanmak amacıyla yaşayan kişilerin bu durumdan ayrı bir haz almasına sebep oluyor.

TEŞHİRDEN DOĞAN ZEVK, İFŞA İLE ARTAN HAZ

Sadece sosyal medya değil,
Değerli ziyaretçimiz lütfen, içeriği görüntüleyebilmek için Giriş yap veya Kayıt ol anlayışınız için teşekkürler.
sitelerinde geleneksel medya da özel hayatını milyonların gözü önünde ifşa eden insanlarla dolu. İki kişi arasında bile utanç konusu olan bir meseleyi, milyonlarla aynı anda dinlerken masadaki ekmeğe uzanır hale geldik. Bu tür yayınların temeli her ne kadar yapılanın yanlış olduğunu doğruluyor olsa da, bunun ifşa edilmesinin bir sakınca yaratmaması başka mecralardaki sınırlarımızı da gönül rahatlığıyla gevşetiyor. Haliyle de televizyonda kaynına kayan, sosyal medyada kaydığı anın videosu ile viral yapabiliyor. Yüzeyde bir utanç edebiyatı dolaşsa da birçokları bu mahremiyete tanık olmaktan zevk alıyor. Bir tür duygusal porno da denilebilir aslında….



DAHA PARANOYAK BİR TOPLUM

Davranış bilimi uzmanları danışanlarının önemli bir kısmının anksiyetesinin sosyal medya aracılığı ile tetiklendiğini belirtiyor. Paylaşılan bir fotoğraf, yapılan yorum hatta basit bir beğeni bile kişiyi kıskançlık krizine iterken, kendi paylaşımlarına gösterilen ilgi de sosyal hayattaki özgüvenlerini etkiliyor. Hatta Psychological Science’in yaptığı bir araştırmaya göre, gençlerin fotoğraflarında çok sayıda “beğenme” gördüklerinde çikolata yiyip para kazanma yoluyla harekete geçen aynı beyin devreleri tetikleniyor.

LIKE KAVRAMI KALKIYOR



Instagram kısa bir süre önce beğenilerin sadece hesap sahibine açık olacağı bir pilot uygulama başlattı. Bunun nedeni kullanıcılar arasında rekabeti azaltmak ve kişilerin yaratacakları içeriğe daha çok yönelmelerini sağlamak. Yakında kendi beğenilerinin fotoğrafını çekip paylaşmak da bir tür selfie modası gibi yayılabilir. Ne de olsa teknolojide çareler tükenmez!

BİR İHANET VE İNTİKAM ORTAMI OLARAK SOSYAL MEDYA

Sosyal ağların yaygınlaşması ile sanal yolla kurulan ilişkiler de neredeyse gerçekleri sollar duruma geldi. Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği'nin (CİSED) yaptığı bir araştırmaya katılan kişiler arasında
Değerli ziyaretçimiz lütfen, içeriği görüntüleyebilmek için Giriş yap veya Kayıt ol anlayışınız için teşekkürler.
aşklarının aldatma sayılmadığını düşünenlerin oranı %25. Haliyle de evlilikler başta olmak üzere ilişkilerin büyük bir bölümü aldatmanın tuzağına düşüyor. Aşklar sanal ortamdan bulunuyor, aynı şekilde şüpheler ve yakalanmalar da bu ortamda gerçekleşiyor. Sonra bir bakıyoruz iki kişi arasındaki bir mesele, milyonlara post olmuş. Utanç irtifa kaybetmiş. Yaşananın acısını, teşhirin hatta ifşanın hazzı ile örtmeye çalışıyoruz.

ÖZEL HAYATIN İFŞASI SUÇ

Aralarında stalking de olmak üzere bu tip içeriklerin hukuka aykırı olarak, yani kişinin bilgisi olmadan elde edilmesi ve ifşası iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılıyor. Suç, sanalda da olsa suç. Peki ya biz? Sanal alemde gerçekten kendimiz miyiz?
Olduğumuz insanla ne kadar barışırsak görünür kimliğimizin dönüşeceği hayali karaktere, bu karakterin sergileyeceği gerçekdışı paylaşımlara ve sahte fırtınalara da ihtiyacımız kalmayacak.
Belki de asıl başarı sanalın ortasında da en doğal halimizle varolup, bu ortamın şeklini almadan kendimiz olmayı göze almaktadır.
Tabi yapabilene, kendine iyisiyle kötüsüyle, doğrusuyla yanlışıyla katlanabilene…
Değerli ziyaretçimiz lütfen, içeriği görüntüleyebilmek için Giriş yap veya Kayıt ol anlayışınız için teşekkürler.
 

Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar (Toplam:0)